Web3’te Mülkiyet ve Merkeziyetsizlik

1990’larda Dünya’yı yeni bir haberleşme yöntemi sarmaya başladı: İnternet. Bilgisayarların yaygınlaşması ve herkes tarafından ulaşılabilir olması sayesinde evlerimizde ulaşabildiğimiz bilgi miktarı kat be kat arttı.

Ancak, “Web1” olarak adlandırılan dönemde internet sayfaları ile etkileşime girmek mümkün değildi; yalnızca bu sitelere erişiyor ve oradaki bilgileri okuyabiliyorduk. Çok sayıda Web1 aktörü bu iletişim yönteminden faydalandı ve evrimleşmesini sağladı.

Bu evrimleşme, bütün kullanıcıların İnternet üzerinde bloglarda kendini ifade etmesini, forumlarda yorumlar yapmasını, video ve fotoğraflar üreterek varolmasını sağladı; böylece çevrimiçi etkileşimler doğdu. Ardından akıllı telefonlar, sosyal ağlar, streaming servisleri ortaya çıktı. Alışık olduğumuz ve sürekli kullanıyor olduğumuz bu evren, Web2 olarak adlandırılmakta. Şu anda kullandığımız bütün hizmetlere, eriştiğimiz bütün sitelere, bulut depolama hizmetlerine, sosyal medya uygulamalarının tamamına şirketlerin değil Amazon veya Google gibi sunucu hizmeti veren hizmet sağlayıcılarının sunucuları üzerinden erişiyoruz ve bunların tamamı Web2 çözümleri. Özetle Web2 şu anda merkeziyetli ve bir kaç devasa şirket tarafından paylaşılmakta. Kişisel verilerimiz onlara ait ve en iyi ihtimalle reklam gibi ticari amaçlarla, en kötü ihtimalle ise gözetim ve kullanıcıların manipülasyonu için kullanılıyor.

Kaynak

Web3: İnternet’in sahipliğini geri alıyoruz

Web3’ün tarihine baktığımızda arkasındaki fikrin, anlamlı web (semantic web) olduğunu görüyoruz. Yani içerisindeki bütün verilerin makineler tarafından okunmasını mümkün kılan bir İnternet. Ancak günümüzde henüz bu fikrin istenen ölçüde benimsenmediğini görüyoruz.

Dolayısıyla ilerleyen senelerde Web3 terimi kendine, merkeziyetsiz ağları temsil edecek şekilde bir anlam bulmaya başladı. Bu temsil, internetin zaten merkeziyetsiz olduğunu düşünen kesim tarafından oldukça fazla eleştiriye maruz kaldı. Dolayısıyla aslında problem internetin merkeziyetsiz olup olmadığı değil, bizim dijital kimliğimizin sahipliğinin merkeziyetsiz olup olmadığıydı. Ethereum ve akıllı sözleşmeleriyle birlikte blokzincir kullanımı, bu problemin çözümünün bir parçası haline geldi. Amaç da Web2’nin yerini alacak bir çözüm değil, ona ek bir katman kurulması haline geldi. Dolayısıyla Web3 ismi yanlış yönlendirici olabilir; çünkü Web3 aslında bir üst modele geçmek anlamına değil, bir güncelleme anlamına geliyor. Ve böyle bir teknolojiye gerçekten de ihtiyaç var.

Web3’ün kullanılabilir projeleri

Günümüzde internetin merkeziyetli olması probleminin üstesinden gelebilmek için, farklı kullanım amaçlarına sahip, yani birer Web3 projesi olan bir çok proje var:

  • Merkeziyetsiz alan adları
  • NFT pazarları
  • Etkinlik katılım jetonları
  • NFT anahtarlar
  • NFT biletleri

Merkeziyetsiz alan adları

Ethereum Name Service (ENS), merkeziyetsiz alan adına sahip olmanızı sağlayan bir araç. Merkeziyetsiz alan adları sizi Ethereum, Bitcoin, Litecoin ya da Dogecoin adreslerine yönlendiren NFT’ler. Her bir kayıt zamansal olarak sınırlandırılmış ve yenilenmesi gerekiyor.

Ethereum Name Service, bir cüzdandan diğerine kriptoparaların gönderilmesini kolaylaşmasını sağlıyor. Çok sayıda alfanümerik karakterden oluşan bir alıcı adresini yazmak ya da kopyala/yapıştır yapmaktansa kısaca “örnek.eth” yazarak adrese ulaşmayı sağlıyor. Aynı zamanda alt alan adları kaydetmeyi ve bu isimleri web siteleriyle ilişkili hale getirmek de mümkün.

2021 yılında, 2021 Kasım ayından önce bu hizmete kayıt yapmış olan kullanıcılara $ENS jetonları dağıtıldı. Bu jeton, kullanıcıların projenin gelecek politikasına karar verebilmesi için bir yönetim jetonu olarak kullanılacak.

NFT pazarları

Bir çok projenin NFT’sini tek bir yerde toplamayı sağlayan ve herkesin erişimine açık bir çok pazar yeri platformu mevcut. NFT akıllı sözleşmesi bir kez blokzincir üzerinde yayınlandıktan sonra bu platformlar üzerinden o NFT’leri görüntülemek ve incelemek mümkün.

Bu platformların grafik arayüzleri sayesinde kullanıcılar NFT’leri alıp satabiliyorlar. NFT pazarları, Web3’ün en önemli platformları arasında yer alıyor.

Opensea, Rarible, Zora, Kalao bunlardan bazıları…

Etkinlik katılım jetonları

Bir etkinliğe katıldıktan sonra, “ben de oradaydım” demek için blokzincir kullanmak ister miydiniz? İşte Katılım İspatı Protokolü (Proof of Attendance Protocol – POAP) tam olarak bunu vaadediyor. Bu jeton çevrimiçi veya çevrimdışı bir etkinliğe (konser, önsatış, seminer vb.) katıldığınızda alınabiliyor. Faydası, belirli bir zamanda belirli bir yerde olduğunuzun ispatı olması.

NFT anahtarlar

NFT anahtarlar, kullanıcıların, metaverse’ler içerisinde belirli etkinliklere veya konumlara girmesine imkan tanıyan NFT’lerdir. Örneğin, Metakey adındaki NFT, elinde bulunduranlara Decentraland’deki Metaverse Festivali’nin VIP alanına giriş hakkı verdi.

Bu anahtarlar, projeden projeye değişen farklı kullanımlara sahipler. Genellikle Metaverse’lere erişim, airdrop’lara katılım, bazı nesneleri satın alma ya da avatar temsili gibi kullanım amaçları vardır.

NFT biletleri

Konserler, festivaller veya kültürel etkinlikler için aldığımız biletlerin NFT’ler şeklinde olmasıdır. Henüz çok yaygınlaşmış olmasalar da oldukça yüksek bir potansiyele sahip oldukları söylenebilir.

Biletler için NFT kullanımı doğrudan takip edilebilirlik sağlayacağından sahte biletlerin önüne geçmek mümkün olacaktır. Ek olarak NFT biletler sayesinde VIP erişim hakkı ya da o etkinliğin ürünlerinin satışı da mümkün olabilir

Sonuç: NFT’ler geleceğin kaçınılmaz bir parçası

Teknolojik gelişmeler yüksek bir hızla günlük hayatımızın bir parçası haline geliyor. Ancak bugün NFT terimini halen kullanıyor olmamızın sebebi, bu teknolojinin çok yeni olması. Tıpkı daha on sene önce “mp3’ünü indirdim” diyor olduğumuz gibi. Oysa bugün bu işlemi farkında olmadan gerçekleştiriyoruz. Gelecekte de NFT’leri farkında olmadan kullanıyor olacağız.

Bununla beraber, takip edilebilir ve değiştirilemez bir varlığa sahip olmamız, hareketlerimizin takip edilmesi anlamına da gelmemeli. Web3 gelecekte kendi özgürlüğümüze ve bireysel haklarımıza sahip çıkmamız yönünde önemli bir adım olsa da, Web2’deki hak ve özgürlüklerimizi de göz ardı etmemeliyiz.

Kaynak

0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör